|

|
Lost - The End - Sezon Finali
| Son Güncelleme : 25.05.2010 Okunma Sayısı : 5740
Bitti...Ne yazacağım diye düşünüyorum...Bu dizi hayatımın önemli bölümlerinde yer aldı.. Gelmiş geçmiş en iyi dizi en enfes senaryo, böyle birşey olamaz sözlerini ben de sarf ettim ne yalan söyleyeyim...Çok kaderci bir adam değilim ama herşeyin bir sebebi olduğuna inanırım, dizi de böyle düşünenleri daha bir etkisi altına alıyor sanırım, içeriğiyle...
Kate ve Shannon'ın yeri ayrıydı. Hatta Shannon öldüğünde "diziyi bırakıyorum abi, bir sürü erkek var neden onu öldürdüler ki" tadında serzenişimde olmadı değil. Ama Kate asıl kızdı tabi.
Neyse konu bu değil sadece Lost ile ilgili söylemek istediğim herşeyi söylemek istedim(ne demekse) bu postu girerken.
İlk günden beri favori Karakterim "Desmond"'tı., hep de öyle kaldı...Karakterler, dizi hayatımızın bir parçası oldu...
Burada sonrası Spoiler'lı...
Ocenic 815. Hepimizin ezberlediği uçuş numarası...
Elbette asıl sözler final hakkında, tüm dizi bir yere final bir yere...3. sezondan sonra, arkadaşlarla aramızda, "yok abi bağlayamazlar" diye kanaat getirmiştik zaten.
Hatta çok netti, gizemleri açıklamak yerine, yeni gizemler çıkararak eskileri unutturmaya çalışıyorlardı....Yemedik yemiş göründük...Açık söyleyeyim, Final beni tatmin etmedi...Çoğu Lostseveri'de etmemiş... Son sezonda mistikizm'İ tavan yaptırmışlardı...Eksik anlarda oldu ama yine de "ulan yoksa bağlayabilecekler mi?" diye düşünmedim de değil...
Aslında daha kızgındım. Finali 6. His'ten resmen çaktıkları için...
Hani sanki senaristlerin daha söyleyecekleri varmış da, bitirmek zorunda oldukları için en kısa sürede böyle bitiririz diyip noktalamışlar gibi...Araf'tı yani ada...Herkes ölmüştü.. Ama ne zaman ölmüştü bu konu da tartışmalı...
Adayı eksik anlattınız.Tamam Ada kötü ile iyinin - Siyah ile Beyaz'ın amansız mücadelesin özetiydi. Burası tamam ama eksik bıraktınız işte...
Bir yanım dharma initiative'e kadar yolunuz var diyor, diğer melankolik yanım, bu duygusal finali kabulleniyor...
Evet biraz sinirli, biraz şaşkın, çokça buruk az biraz düşünceliyim. Sonra oturdum biraz da yurt içi ve yurt dışı forumları yorumları dolaştım... Genel olarak tepki vardı finale, Ama dizimizi.com 'da okuduğum şu yorumlar biraz olsun kızgınlığımı geçirdi...Yine de sorun şu bunları dizi de anlatmanız gerekirdi....
Melawnm nickli arkadaş şu açıklamaları yapmış güzel de yapmış...Buyrun paylaşayım:- okumak lazım....
Görüyorum ki birçok arkadaşımız olay döngüsünü anlayamamış,diziyi bir “bilim kurgu serüveni” gibi görmüşler..Finali berbattı vs. yorumlar yapmışlar..Ama senaristlerin görmemizi istediği şeyler var..Hatırlarsanız Locke dizide “ada okyanusun altında” diyor.Yani Oceanic 815 okyanusa düştüğü anda,herkes zaten ölüyor..Ama,son bir şans olarak ada onlara sunuluyor..Adadaki herkes ölü,ama adadaki ışığı korumak için kendilerine bir görev veriliyor..Görevi yerine getirenler,adadan huzur içinde ayrılıyor.Jack ve Babası konuşurken babası ona “burada zaman kavramı yok,kimileri senden önce,kimileri senden çok sonra öldü” demişti..Alpert de bu adaya çok önce gelmişti..Ancak onlarla beraber ayrıldı..görevini tamamladı,adaya gitmesinin nedeni ölümün her insanın başına gelecek bir olay olduğunu anlamasıydı,çünkü karısının öldükten sonra geri geleceğine çok inanmıştı..Saçındaki beyazlığı görünce ölümü herkesin tadacağını anladı..Bu onun göreviydi..
Hugo ve Benjamin de görevlerini yerine getirmek üzere adada kalmaya devam ettiler..Yine de Benjamin,cennete gitmek için daha görevlerini yerine getirmedi.. Yani o adadaki insanlar ölmüş kişiler,oraya gönderilmelerinin nedeni cennete girebilmek için kendilerindeki eksikleri bulup tamamlamak..Adanın kalbindeki ışık,iyiliği temsil ediyor..Şeytan,bu ışığın içinden çıktı,tıpkı bizde olduğu gibi..Şeytan bu ışığı söndürmeye çalışsa bile kendimizi feda etmek uğruna ışığı tekrar yakmalıyız..Senaristlerin anlatmak istediği bu..Böylece cennetin kapıları bize de açılacak..Bunu anlatmaya çalıştılar 6 yıl boyunca..Dünya aslında oradaki ada..Uzaya baktığımızda aslında okyanusu görüyoruz..Ayrılmak istiyoruz ama ayrılamıyoruz..Dünyadaki görevimiz,adadaki ışık gibi iyiliği korumak..Hepimiz ışığı korumak için birer aday’ız..Ve görevimiz tamamlanınca öleceğiz..Şeytanın yanında olanlar ise tıpkı dizideki gibi şeytan tarafından götürülecek..
Ayrıca Jack,gözlerini kapatmadan önce Ajira uçağını görmüyor,Oceanic 815’i görüyor..Jack’in babası ona “gitmeyeceğiz,ilerleyeceğiz” demişti..Uçağı görünce adadakilerin nereye gittiklerini anlıyor,ve gülerek gözlerini kapatıyor..Cennete… Ada nasıl hareket ediyor,ada nasıl zaman değiştiriyor bunların cevapları verilmemiş gibi yorumlar da okudum..Bu cevaplar verilmiyor çünkü ada aslında yok..Mantıklı cevaplar da verilemezdi zaten.. Artık Lost sadece hatıralarda:)Bu unuttuğumuz kader gerçeğini bize hatırlattıkları için Lost ekibine ne kadar teşekkür etsek az..Çünkü hepimiz Dünya'ya bir amaç için gönderildik.. :)
Bu da Darkside isimli arkadaşın ADA hakkında yazdıkları....
ada M.Ö kalmış bir yer.burda anlattığı gerçekte var olduğuna inanılan ve dünya insanın geliştirdiği bir antimadde silahı bu silah antinükleer reaktöre ve antienerjiye sahipti,böylece aynı zamanda hem molekül parçalayıcı,hem manyetik denge bozcucu hemde güç nötrolleştiriciydi ve her çeşit enerjiye karşı alıcı olarak kullanılabiliyordu.onunla hayatı ve hareketi kontrol edebiliyorlardı.ve diğer gezengeki insanlarla(uzaylı diyoruz) antimaddeyi bulan dünya insanı arasında savaş olur savaşı diğerleri kazanır ve florida açıklarındaki bir adanın içindeki pramide hapsederler.her kim bunu yerinden oynatmaya kalkarsa antimanyetik bir etki yaratarak dünyayı yörüngesinden çıkarabilir ve hatta depremlere yol açabilirdi.solar bir güç tarafıdan uyarılıp aktivite edildiği zman,yaşam enerjisini algıladığında enerji girdabını harakete geçiriyor.ve bu enerjinin bulunmaması için koruma altına alınır.tarih boyunca jacop gibi kşiler zamanı dolduktan kendisinden sonrakilre devrederler (sahte annesi de onlardan) ve bu mısırlılar zmanından beridir uygulanıyordu pramidi yapan mısırlılar.ve deniz fenerini de
Evet bunlar güzel açıklamalar. Ama keşke dizi de görseydik bu açıklamaları....Aslında Lost 6 sezon boyunca, biraz da hepimizi dahil etti diziye. Hep açık kapılar, sorular cevaplar bıraktı...Yine kendi tarzındaki izleyicesine hafif soru işaretleri ve zaman zaman asileştiren bir duygu bırakarak gitti evrenin bir köşesine...Lost bir dizi değil bir fenomen'di....Hayatlarımızın bir parçasıydı. "Abi ben izlemiyorum Lost'u ya" "Hiç izlemedim bilader walla"...Diyenlere aferin demek gerekir. Ne diyeyim başka...Oturup anlatamayacağım şimdi....
Lost kalbimiz de beynimiz de bir güzel anı, bir soru işaret gizem kelimesinin vücut bulmuş hali olarak kalacak....
Lost'a uygun bitirelim...Belki de söylendiği gibi uzaylılar ve "Ada" fenomeni gerçekti ve birileri, konu akşını biraz saptırıp bu şekil de bitirdi hikayeyi. Aslında cümle aralarında birçok mesaj var ve bilinmesi istemiyor. Aynı zaman da kim bilebilir ki, zamanın biryerinde aslında çoktan ölmediğimizi.
Hatta yalnız ama birlikte yürüdüğümüz şu hayatta Lost'tan çıkarabileceğimiz bir ders şu sanırım, "hayatın anlamını kimsenin sana vermesini bekleme, evet ipuçlarını topla ama onu sen kendin bulacaksın..."
Dizi bitti bir siyah bir de beyaz taş kaldı avuçlarımız da, dengeyi bozmamak lazım.... Kaynak : http://erbos.blogspot.com
|
SİZİN YORUMLARINIZ |  | Bu habere henüz bir yorum yapılmadı.
|