|
Lina Sastri Özel Röportaj
| Son Güncelleme : 18.12.2009 Okunma Sayısı : 723
İtalya’nın en ünlü sahne yıldızlarından biri olan , Napolitan şarkılarının duygu dolu sesi Lina Sastri 23 Aralık’ta Türkiye’de ilk kez Cemal Reşit Rey’de sahne almaya hazırlanıyor…
Aynı zamanda İtalya’nın oscar’ı kabul edilen David ödülüne de sahip bir sinema oyuncusu ve İtalyan tiyatrolarının en ünlü aktrislerinden biri olan Sastri, övgü alan oyunculuğuyla, kendi toprakları olan Napoli’nin en güzel şarkılarını sahnede buluşturuyor…
İtalya’nın güneyinin geleneksel Napolitan şarkılarına, Akdeniz’in bütün tatlarını katan Sastri ile kariyerini, Napolitan şarkıları ve göz dolduran sahne performanslarını konuştuk…cenk erdem…
1.Sadece bir şarkıcı değil aynı zamanda İtalyan tiyatrolarının en ünlü yönetmenleriyle çalışmış deneyimli bir oyuncusunuz, tiyatro sahnesinde olmak ve şarkı söylemek deneyimi arasındaki farkları nasıl tarif edersiniz?
Şarkı söylemek ve oyunculuk birbirinden çok farklı. Oyunculukta siz bir hikayeyi yaşarken, gözleyen taraf izleyici oluyor ve siz tüm bedeninizi, yüzünüzü ve sesinizi başka bir role ödünç veriyorsunuz. Oysa ki şarkı söylerken, izleyiciye kendinizi sunuyorsunuz ve bu kez siz onları gözlemliyorsunuz, karşı karşıya geliyorsunuz ve müzikle ve sesinizle duygularınızı direkt iletiyorsunuz…
2.Klasik tiyatrodan müzikallere hatta modern tiyatroya kadar geniş bir çeşitlilikte çalışmalarınız var, peki sanatsallık açısından sizi en çok hangisi tatmin ediyor?
Benim için herhangi bir fark yok, diyebilirim, modern tiyatroda ya da Klasik tiyatroda hep beni çeken ne varsa ona gidiyorum. Oyunculukta kendime göre güzelliği seçiyorum…
3.Ayrıca bir sinema yıldızı olarak tanınıyorsunuz ve son filminiz “Baaria” Venedik’teki film festivalinde de gösterildi, Venedik’te nasıl bir tepkiyle karşılaştınız ve sizin için nasıl bir deneyimdi?
Giuseppe Tornatore ile fantastik bir deneyim oldu, Venedik film festivali’nde olağanüstü duygular yaşadım.. Filmde Sicilyalı iki farklı karakteri canlandırdım ve hiç bilmediğim Sicilya lehçesiyle konuşmam gerekiyordu, filmin yönetmeni filmin başarısının sırrıydı ve İtalya’da da en büyük sinema ödüllerinde aday oldu. Benim için Tornatore ile çalışmak büyük bir ayrıcalık ve onur. Çok iyi bir sinema yönetmeni ama aynı zamanda çok iyi bir insan.
4.Çevirdiğiniz dizi ve filmlerin şarkılarını söyleyerek şarkıcılık kariyerinize başladınız, bir aktris olarak kariyerinizin başlarında hiç şarkıcı olmayı düşlediniz mi?
Kariyerime bir aktris olarak başladım ve şarkı söylerken de hala bir aktrisim. Sahnedeyken şarkı söylerken bile bir tiyatroda gibisiniz,ancak önümüzdeki sezonda müziğe daha çok vakit ayırıyor olacağım…
5.İlk büyük başarınız “Mi Manda picone” adlı filminiz için yazılan Assaie adlı şarkınızla oldu, bu sizin için bir sürpriz miydi?
Nanny Loy yönetmenliğindeki "Mi Manda Picone" benim ilk önemli filmim. GianCarlo Giannini ile birlikte rol aldığım bu film İtalya’nın oscarı sayılan David ödülüyle bana ilk sinema ödülümü de getirdi. Pino Daniele’den film için bir şarkı yazmasını bilhassa kendim istemiştim ve sonrasında “Assaie” İtalya’da müthiş ilgi gören bir şarkı oldu.
6.Sonrasında kariyerinize kendi topraklarınızın Napolitan şarkıları ile devam etmeye karar verdiniz, bu kararı verdiğinizde çoktan Napolitan şarkılara gönül vermiş miydiniz?
Sahnede şarkı söylemeyi hiç planlamamıştım. Bir gece tesadüfen çıktığım sahnede ünlü İtalyan yıldız Anna Magnani’nin de hep çok sevdiğini bildiğim “Reginella” adlı şarkıyı söyledim ve o an kendi topraklarımın şarkılarını ne kadar çok sevdiğimi fark ettim ve sonsuza kadar bu şarkıları söylemek istediğime karar verdim ama yine de bir şekilde bu şarkıları da kendi tarzımla ifade ederek söylüyorum..
7.Napolitan şarkılarda melodi ve ritimlere çok duygusal hikayeler eşlik eder, siz Napolitan şarkıları nasıl tanımlıyorsunuz?
Klasik Napolitan şarkılar büyük şairler ve bestecilerin elinden çıkmış şarkılar, bu yüzden hepsi birer başyapıt. Belirli bir kültürel birikimden gelen melodiler ve popüler ritimler öyle bir şekilde bir araya gelmiş ki, hepsi birer özgün şarkı olarak ruhunuza işliyor ve evrensel bir dil yakalıyor.. Hepsi zamansız şarkılar…
8.Eleştirmenler sizin ayrıca şarkı söylerken Fado söyleme biçiminden de yararlandığınızı söylüyorlar, Lizbon’un Fado’su ile İtalya’nın güneyinin, Napoli’nin şarkıları arasındaki benzerlikler neler?
Lizbon’un en eski yerleşim bölgesi Alfama, Napolitan bir yerleşim yeri.Şarkı söyleme biçimleri Napolitan şarkılara çok benziyor. Aslında hiçbir tarz birbirini taklit ediyor değil sadece şarkıya biraz melankoli gerektiğinde, deniz ve nostalji duyguları işin içine girdiğinde Akdeniz’in bütün liman şehirleri ortak hikayeler anlatıyor ve ortak duygularla yola çıkıyor…
9.Tüm Avrupa ülkelerinde ve hatta Japonya’da bile ilgiyle karşılanıyorsunuz, Japonya’daki konserlerinizde nasıl tepkiler alıyorsunuz?
Fantastik diyebilirim, Japonlar Napolitan şarkılara bayılıyorlar ve diyebilirim ki Napolitan şarkılar konusunda Japon dinleyiciler ustalaşmış durumdalar…
10.Oyuncu yeteneğinizi şarkı söyleme kabiliyetinizle birleştirip gösterilerinizde özel bir dansla buluşturuyorsunuz ve bir tür müzikalle karşımıza çıkıyorsunuz, siz canlı performanslarınızı nasıl tanımlarsınız?
Sahne performansım müziğe dönüşen bir oyun ya da oyuna dönüşen bir müzik gibi. Duygularımı müzikle, kelimelerle ve bedenimi kullanarak anlatıyorum. Bir dansçı değilim ama hem şarkı söyleme biçimim hem oyunculuğum çok fiziksel.Küçük beden hareketleri ve küçük ayrıntılarla, o andaki hislerinizi dinleyiciye daha iyi aktarabiliyorsunuz…
11.Kendinize has tarzınızda ayrıca Klasik müzik ve Tango’dan da yararlanıyorsunuz, başka hangi türleri hikayelerinizle buluşturuyorsunuz?
Napolitan şarkılar ritmik olarak Tango’yu da anımsatıyor. İtalyan’ın güneyinden göç edenler bir şekilde tohumlarını dünyanın farklı yerlerine serpmişler ve tüm dünyaya bu kültürü yaymışlar. Bana göre Tango’nun çıkışında da bu farklı kültürlerin etkileri var. Hatta şarkı söyleme biçimiyle, sözleriyle herhangi bir Tango parçası kolaylıkla Napolitan bir şarkıyı hatırlatabiliyor…
12.Şimdiye kadar uluslararası birçok gösteride sahne aldınız ve hatta Ray Charles gibi efsanevi isimlerle sahneye çıktınız, Ray Charles’la aynı sahneyi paylaşmak nasıl bir deneyimdi?
Bence kaderin bir hediyesiydi ;tıpkı Caetano Velos ya da D.D. Bridgewater ile direkt aynı sahnede hiç provasız doğaçlama düetler yapmak gibi. Hep söylüyorum müzik evrensel bir dil…
13.Ayrıca ünlü Arjantinli besteci Astor Piazzola’nın, şair ve yazar Borges’in sözlerine yaptığı bestelerin olduğu çok özel bir projede yer aldınız, bu proje nasıl gerçekleşti?
Bir grup Arjantinli müzisyen bana gelip müzikleriyle iki şarkılarına eşlik etmemi istediler; ben de büyük bir mutlulukla ve merakla şarkıları okudum.Böyle işbirlikleri yapmaya devam etmeyi çok isterim, çünkü ancak bu şekilde diğer kültürlerle etkileşime girebiliyorsunuz. Aslında ben Arjantin’den şarkılar söylemeye çok uzun süre önce konserlerimde başlamıştım. Bana Arjantin müzikleri hiç yabancı değil hele Tango’yu çok iyi biliyorum. Böyle farklı tarzlar arasında bağ kurmak bence harika oluyor.Napolitan şarkılardan Fado’ya geçmek, Tango’dan Flamenko’ya uzanmak çok keyifli çünkü kökler hep ortak…
14.İstanbul’da 23 Aralık’ta Cemal Reşit Rey’de sahne alıyorsunuz, İstanbul hakkında bir fikriniz var mı?
Istanbul’da hiç bulunmadım ama güzel bir şehir olduğunu biliyorum.
Geldiğimde çok az zamanımın olması çok kötü ama bu bir başlangıç olacak en azından kısa bir tur yapacağım.Ama tekrar gelip tarihinizi ve tarihin şehre bıraktığı gücü hissedebilmek için bol bol gezmek istiyorum. Konserimle, İstanbul’a ilk kez geliyorum ve şehrin insanlarıyla kendi kültürümü ve duygularımı paylaşmak için bir fırsatım oluyor…
15.Napoli’nin şarkılarını söylüyorsunuz ve tıpkı Napoli gibi dünyada sanatçılara ilham veren birçok şehir var, size en çok hangi şehirler ilham veriyor?
Tekrar söylüyorum, Akdeniz’in liman kentlerinin ortak kökleri var, kalpleri aynı ritimle çarpıyor. Müzik ortak dilleri, erkekleri ve kadınları tanışıyorlar, birbirlerini seviyorlar ve ayrılıyorlar. Denizin kenarında tekrar buluşuyorlar. Bana kalbimin aktardıkları bunlar. Akdeniz şehirlerini çok seviyorum. “Cuore Mio” adında bir müzikal hazırladım, bir Akdeniz müzikali ve tam olarak bu duygularımı anlatıyor, kalbimin bana anlattıklarını.
16.Gösteriniz “For The Road” dünyayı gezmeye devam ediyor, peki sırada nasıl projeler var?
2010 sonbaharından itibaren oyunculuğa ara vereceğim ve sahnede beni sadece şarkı söylerken göreceksiniz çünkü müzik özgürlük demek ve bu noktada biraz hava almaya ihtiyacım var… Kaynak : Cenk Erdem
|
SİZİN YORUMLARINIZ |  | Bu habere henüz bir yorum yapılmadı.
|
|
|
|
|
|
|
|