|

|
Sylvie Vartan Röportajı - Cenk Erdem
| Son Güncelleme : 19.10.2009 Okunma Sayısı : 1059
Fransa’nın efsane şarkıcılarından Sylvie Vartan , yıllardan sonra İstanbul’a Erkan Özerman’ın şov işindeki 50. meslek yılının gala gecesi için geliyor…
Bu çok özel konser için 26 Ekim’de TİM ‘de (Türker İnanoğlu Maslak Show Center) sahne alacak sanatçının aynı zamanda yepyeni albümü “Toutes Peines Confondues” ve kariyerinin en iyi şarkılarından oluşan albümü, “Le Meilleur des Années RCA” eş zamanlı olarak Sony Music etiketiyle vitrinlere çıkıyor olacak…
Kariyeri boyunca dünya üzerinde 10 milyonun üzerinde albümü satılan,
Olimpia’da ‘the Beatles’ grubu ile aynı sahneyi paylaşan, efsane şarkıcı Johnny Hallyday ile 17 yaşında evlendiğinde, lolita imajındaki pop yıldızları trendinin en çok imrenilen yıldızı haline gelen Vartan, Fransa’nın ilk pop rock yıldızlarından biri…
Dünyanın ilk show girl yıldızlarından biri olan Vartan, şovları ve koreografileriyle Fransa’da ve İtalya’da efsane haline gelen yıldızlardan biri..Sylvie Vartan, sanatçı dostlarının hayallerini gerçekleştiren bir Noel baba olarak gördüğü Erkan Özerman’ın meslek hayatının bu anlamlı gecesinde, 26 Ekim’de İstanbul’da olacak…
Sanatçıyla Carla Bruni’nin imza attığı şarkısıyla merakla beklenen yeni albümünü, 17 yaşında yakaladığı şöhretli hayatını ve Erkan Özerman’ı konuştuk.. cenk erdem…
1.Fransa’nın ilk pop rock yıldızlarından birisiniz. Ayrıca dans eden ve şarkı söyleyen showgirl imajının da yine ilk isimlerinden biri sizsiniz, küçük yaşta show girl imajı o dönem için bir meydan okuma değil miydi?
Müziğin içinde doğdum diyebilirim, çünkü abim çok iyi bir müzisyendi ve biz iki kardeş ressam,heykeltıraş ve müzisyen olan babamdan çok şeyler öğrendik.Çocukluk yıllarında şarkı söylemek benim için büyük bir eğlenceydi ve ailem benim bir sanatçı olacağıma inanıyordu. Ailem benim daha çok sinema sanatçısı veya tiyatro sanatçısı olacağımı düşünüyordu.
Show girl imajı çok hoşuma gidiyordu ama bunu bir meydan okumak olarak görmemek lazım çünkü şarkı söylemeyi ve dans etmeyi seven biri olarak ikisini birlikte yaptığımda daha çok mutlu oluyordum.
2.Sizin döneminizde 16-17 yaşlarında lolita imajında pop yıldızları trendi oluşmuştu ancak bu imajı tüm dünyaya duyurabilen sadece siz oldunuz, sizi diğerlerinden farklı kılan neydi?
16-17 yaşlarındaydım lolita imajında pop yıldızları trendi oluşmuştu,bunu çok iyi anımsıyorum benim çok kısa zamanda şöhreti yakalayıp zirveye cıkmam müzik dünyasının salut les copains devrine rastlar o gerçekten bir müzik ihtilaliydi yıllarca bu mesleği yapan ve başarıyla yapmış olan sanatçıların karşısına 14 ile 24 yaşları arasındaki gençlerden oluşan genç nesil müzisyenler Fransa plak ,tv ,radyo piyasasını allak bullak ettiler.Bunu sizler de hatırlarsınız meşhur YY devri… Ben çok şanslıydım çünkü kral Johnny Hallday, pamuk prenses veya küçük kraliçe de bendim.Herhalde en büyük şansım 1964 senesinde müzik dünyasının en büyük efsanesi The Beatles grubu ile Olympia’da aynı sahneyi paylaşmaktı.
3.1965 yılında rock yıldızı Johnny Hallday ile evlenmeniz dönem için büyük bir sansasyondu, peki sizin kariyerinizi nasıl etkiledi?
1965 yılında Johnny Hollday ile evlendiğimde bütün genç kızların sevgilisi kocamdı.Fransa’daki genç delikanlıların hayallerindeki sevgili de bendim bu evliliği önce herkes reklam evliliği zannetti ve magazin dünyasının yeni starları bizdik.
Benim kariyerimde Johnny’nin pek tabii ki çok güzel bir yeri var ve 17 yaşında evlenmiş bir kız olarak johnny benim de idollerimden biriydi. Düşünebiliyor musunuz bir genç kız hayran olduğu biriyle evleniyor bence çok şanslıydım.
4.1968 yılında artık büyüdüğü için oyuncak ayısını terk etmesine üzülen bir genç kızın hikayesini anlatan şarkınız “Jolie Poupee” büyük sükse yapmış, peki siz de gerçek hayatınızda çok küçük yaşta şöhret olup genç kızlığınızı erken terk etmenin zorluklarını yaşadınız mı?
Genç kızlığı erken terk etme zorluklarını elbette yaşadım. Partilere gidip eğleneceğiniz bir yaşta çocuğunuz,kocanız var ve bir ev hanımısınız ayrıca ünlü bir şarkıcısınız, plak dolduruyorsunuz konsere gidiyorsunuz bu nasıl bir ritim düşünmek bile yorucu ama bu konuda hemen söylemek istiyorum ki muhteşem bir annem vardı ve beni hiç yalnız bırakmadı. Avusturya,Macaristan imparatorluğundan gelen bir ailenin kızıydı onun gelinlikle olan resimlerine baktığım zaman işte melek benim annem demiştim. Benim gözlerim de karakterim de babama çekmiş… Annem öyle korkusuz bir anneydi ki o annenin sevgisi beni dimdik ayakta tuttu ve ona olan hayranlığım yaşadığım sürece devam edecek… Büyük bir aradan sonra Fransa’da sahneye çıkıp 10 gece konser verdim. Programlarıma başlamadan önce bir tv programındaki röportajımda kendimi çok yalnız hissediyorum çünkü bu yıl annemi kaybettim ve ömür boyu benim en büyük yardımcım asistanım,sekreterim benim en büyük desteğim carlos’da kanserden öldü, ilk kez hiç bir dayanağım olmaksızın Paris’te sahneye çıkıyorum dedim.
Benim bu içten konuşmam sanat dünyasını ve sevenlerimi öylesine hareketlendirdi ki kırk bin kişi geldi. Gala gecesini unutmama imkan yok. İlk eşim johnny hallday’den tutun oğlum,gelinlerim hatta Nana Mouskouri, Enrico Macias ve Noel Baba (Erkan Özerman) da vardı…
5.Şovlarınız ve koreografilerinizle Fransa’da ve İtalya’da bir şov yıldızı olmuştunuz, sizin bu imajınıza ve sahne kimliğinize karar veren bir ekibiniz mi var mıydı ? yoksa tüm bunlar sizin fikriniz miydi?
Bir çok şey benim fikrimdi ama olağanüstü bir ekiple çalışıyordum… Son şovum çok farklı, bu kez dansçılarım ve dans ekibim yok.. Ama olympia’daki son konserimde de yine 50 kişilik bir ekip çalıştı ve büyük bir anlayış içinde sevgiyle insanları birbirine bağlayan bir çalışma ortaya çıkardık…
6. 70’li yılların ortasında disko döneminde “Qu'est-ce qui fait pleurer les blondes?" adlı şarkınız sizi bir disko yıldızına dönüştürmüş, o dönemde sizin disko idolleriniz kimlerdi?
Disko dönemi bizler için gerçekten bir altın devri diyebilirim çünkü benim dışımda da Fransa’da birçok genç şarkıcı disko yıldızı olarak hayatlarını sürdürdüler.Bizi en çok etkileyen anglo sakson müziğiydi...
7.Dünya müzik tarihinin dans edip şarkı söyleyen ilk starlarından biri olarak şimdilerde show girl imajını yakıştırdığınız ve beğendiğiniz , sizce şov işinde en başarılı kadın sanatçılar kimler?
Pek tabii ki Madonna , show girl olarak yerini kimseye kaptırmıyor.
Fransa’da şimdilik show girl imajını yakıştırabildiğim kimse yok dilerim en kısa zamanda Fransa’da da yeni bir show girl çıkar ve biz de onu alkışlarız.
8.17 yaşında şöhret oldunuz, tıpkı sizin gibi pop fenomeni Britney Spears’te 17 yaşında dünya starı olmuştu ve şöhretiyle başedemediği günler yaşamıştı, siz şöhretle nasıl başettiniz?
Britney Spears çok zor günler geçirdi , yuvası yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya geldi çocuklarını babaları mahkeme kararıyla elinden almaya kalktı ve bütün bu üzüntülü olayları herkes gibi bende gazetelerden,
dergilerden ve televizyonlardan izlediğimde çok üzüldüm. Oğlumu rahatça büyütmek için ben de bir dönem kameralardan,fotoğraf makinelerinden kısacası yazılı ve görsel basından uzaklaşmak zorunda kalmıştım. Ünlü bir anne ve babayla bir çocuğun normal şartlar altında büyümesi oldukça zor, fedakarlık yapmak gerekiyor. Çocuğum için babası yerine o fedakarlığı ben üstlendim. Oğlum David’i istediğim gibi yetiştirdiğim için çok mutluyum Şimdi onları baba oğul uzaktan izlediğim zaman birbirlerine olan sevgilerini görmek bana huzur veriyor.
9.Çok uzun süre müziğe ara verip, yıllar sonra caz müziğiyle piyasaya dönüş yaptınız üstelik yepyeni bir albümle müziğe geri dönüyorsunuz, bunca yıldan sonra müziğinizde neler değişti?
Son albümümü çok severek yaptım. Gerek şarkı sözü yazarları gerek besteciler ellerinden gelen en güzel şarkıları bana sundular. Ben de elimden geldiği kadar başarıyla yorumlamaya çalıştım.Belki bir sürpriz olarak size sunabileceğim bir yenilik son cd deki iki şarkıda benim adımın olması.Hem söz yazarlığı hem besteciliği denemek yorumcular için gurur verici…Albümde “Je chante le blues” adlı şarkının sözleri ve müziği Carla Bruni’ye ait. Carla Bruni ile son plağı hakkında konuşmuştuk ve düşüncelerimi anlatmıştım O da bana sürpriz yaptı ve stüdyoya geldi. “Sizin için bu şarkının sözlerini yazıp besteledim “ dedi. Benim de çok hoşuma gitti ve ben de zevkle okudum.
10.Türkiye’de şov dünyasının en ünlü menajerlerinden biri olan Erkan Özerman’ın şov işindeki 50. yıl kutlamasında sahne alıyorsunuz, böyle özel bir gecede sahne almak nasıl bir duygu?
40 yıl sonra Türkiye’ye tekrar geliyorum ve çok güzel bir gece için geliyorum.
Erkan Özerman’a ben noel baba adını takmıştım, çocuklar hayallerindeki bütün isteklerini noel babanın gerçekleştirmesini dilerler. Erkan Özerman da sanat dünyasındaki dostlarının hayallerini gerçekleştiriyor. 50 yıl show business’de var olmak ve yalnız kendi ülkesinde değil, dünyada bir çok farklı ülkede tanınmış ve sevilmiş olmak çok özel…
11.Erkan Özerman özellikle Fransız sanatçılarla Türk dinleyicisini yakınlaştırdığı projelerle başarılı işlere imza atan ve Türk popüler müziğinin en ünlü isimlerinin büyük çıkışlarında yanlarında yeralan, şov dünyasının efsane isimlerinden biri, siz Erkan Özerman için neler söyleyeceksiniz?
60’lı yıllarda, galiba 8 sene süren bir radyo, müzik programının (Eyfelden müzik) prodüktörü olan Erkan Özerman tüm Fransız şarkıcılarını Türkiye’de sevdirdi. Yıllarca bir çok arkadaşımız ülkenize geldi ve ben Ankara’da clup x de şarkı söylediğim zaman Erkan Özerman’la Ankara’da “eyfelden müzik” programını kutlama gecesinde tanıştım. Anımsadığım kadarıyla Fransa’nın büyük elçisi, ünlü bir opera soprano sanatçısı ve dışişleri bakanı da o geceki davetliler arasındaydı.
12.26 Ekim’de bu özel gecede İstanbul’da şarkı söylüyorsunuz, hiç daha önce İstanbul’da sahneye çıktınız mı?
2 kez İstanbul, Ankara ve İzmir’e geldim. Bir keresinde de hamileydim ve eşim Johnny’ye eşlik ettim çünkü İstanbul’u çok seviyordum....
13.60’lar ,70’ler boyunca şarkılarınızla bir efsaneye dönüşürken, bizim pop efsanelerimizden siz kimleri tanıyorsunuz?
Pek tabii ki Fransa’da en önemli Türk sanatçısı Dario Moreno idi. Kendisi çok büyük bir stardı. Neşeli ve eğlenceli müziği ile Fransa halkının gönlünde bir yeri vardı. İstanbul’a geldiğim senelerde Türk sanatçısı olarak Ajda Pekkan’ı tanıştırmışlardı. Daha sonra Paris’e gelip, plak yaptığını da biliyorum çünkü tv programında da kendisini seyrettim. Ajda Pekkan çok güzel bir kadın ve çok güzel de şarkı söylüyor.
14.Yeni albümünüzle beraber şov işinde Sylvie Vartan için sırada neler var?
Japonya’da konserler verdim, Fransa’daki konserlerimden sonra 26 Ekim’de İstanbul’a geliyorum. Ertesi gün Bulgaristan’a geçip Sofya’da son konseri veriyorum.
Amerika’ya dönmeden önce Avrupa’da son gösterim 15 Kasım’da İtalya’da. İtalya’da ünlü bir televizyon show programına katılıyorum ve daha sonrada Amerika’daki (Los Angeles) evimize dönüyoruz. Fransa’daki gazetelerde bana takıldıkları bir konu var, manşetlerde de görüyorum ve gülüp geçiyorum ama oldukça eğlenceli benim için Paris’te bir Amerika’lı diyorlar… 15 senedir Amerika’da yaşadığım için bana böyle Amerikalı diye takılıyorlar.
Emeklilik bana göre değil, ben ölünceye kadar şarkı söyleyeceğim çünkü müziksiz yaşayamam. Son olarak Johnny ile birlikte Stat de France‘da 240 bin kişi vardı 3 gece boyunca veda konserleri dediler ama ona da inanmıyorum. Biz müzikle doğduk, müzikle yaşarız ve müzikten vazgeçemeyiz.
15.Tıpkı bizim divamız Ajda Pekkan gibi güzelliğiniz zamanı yenmiş görünüyor, siz güzelliği nasıl tanımlıyorsunuz?
Gerçek güzellik içindedir ve o da dışınıza akseder. Kaynak : Cenk Erdem
|
SİZİN YORUMLARINIZ |  | Bu habere henüz bir yorum yapılmadı.
|
|
|
|
|
|
|
|