SON GELİŞMELER :




Pasion Turca’nın CEO’su Sinan Ufuk Nergis'i Yakından Tanıyalım


Son Güncelleme : 21.08.2009
Okunma Sayısı : 1794

Türkiye’ye Monica Molina, Pink Martini, Cesaria Evora, Joaquin Cortes, Paco De Lucia, Lara Fabian, Azucar Moreno, Mariza gibi dünya starlarını getiren ve yine yurtdışında da dünyaca ünlü isimlerle Türkiye’nin adını yan yana getirerek milyonlarca dolarlık tanıtımlara imza atan Sinan Nergis, son yıllarda Türkiye’nin İspanya’daki tanıtımında en büyük emeğe sahip isimlerden biri.

İspanya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının 92 binlerden 350 binlere ulaşmasında büyük rol oynayan Pasion Turca’nın CEO’su Sinan Ufuk Nergis Madrid Turizm ve Kültür Müşavirliği ile birlikte başarılı işlere imza atarken, Pasion Turca ile dünya starlarını Türkiye’ye getirmeye de devam ediyor… Sinan Nergis, yaklaşık 10 yıldır emek verdiği işini ve yeni projelerini anlattı… cenk erdem…

*Bize kendi cümlelerinizle kendinizi nasıl anlatırdınız?

Keyifli bir ailem var, ablam, abim, yeğenlerim benim için çok kıymetli…Liseyi Çavuşoğlu birincilikle bitirdim, çalışkan bir öğrenciydim..
Boğaziçi Matematik mezunuyum, yüksek lisansımı Bilgi’de İşletme üzerine yaptım.. Matematiğe kafam çok çalışıyordu, ama bir gün üniversitemdeki Radyo Boğaziçi’nin bahsi geçti, ben de bir uğradım ve “Sinanca Laflamaca” ortaya çıktı.. Üniversitede çok popüler bir konuklu program oldu, 400’e yakın konuk aldım, Sertab, Levent Yüksel, Candan Erçetin gibi pop müziğin çok ünlü isimlerinden bazılarının ilk canlı yayın konuğu olduğu program benim programımdı, çok keyif aldığım bir dönemdi hala kayıtlarını saklıyorum.. Okan Bayülgen, Bahar Korçan, Kerim Tekin, Ajlan Mine gibi konuklarla bana dolu anı verdi…

Üniversite yıllarında matematik dersleri veriyordum ve çok popüler olmuştum, çok iyi para kazanıyordum… Şimdi öğrencilerimin çoğu çok iyi yerlerde ve hala onlara öğretmenlik yaptığım dönem manevi olarak ne kadar güzelmiş onu fark ediyorum… 2000 yılında ailemdeki çok acı bir kayıp hepimize çok ağır geldi ve ben de hiç bilmediğim bir yerlere gitmek yeni bir yaşam kurmak istedim.. Haritaya baktım ve o dönemde hiç bilmediğim diyebileceğim ülke İspanya’ydı…

Daha önce Yapı Kredi’nin festivali’nde şimdiki ortağım Vito Montaruli ile tanışmıştım, tanıştığımız gösteri Jose Antonio’nun Endülüs Flamenko Topluluğu “Compana Andaluza de danza“’nun gösterisiydi… Müziğe hep yakındım, bu işi yapmak, hayatımda bir yeni adım için risk almak istedim ve Vito ile Pasion Turca’yı kurduk… Firmanın ismini koyarken içinde Türk adı geçen Antonio Gala’nın bestseller ünlü bir romanı olan ve 1994 yılında Ana Belen’in başrolünde oynadığı bir filmi de çekilen Pasion Turca’yı düşündük, çünkü çok iyi biliniyordu, ilk olarak bu ismi seçip adımlarımızı atmış olduk, ismin telif hakları kitabın yazarındaydı ama biz kapısını çaldığımızda bizden hiç para talep etmedi, işler güzel bir enerjiyle başlamış oldu…

İlk başta bizim sanatçılarımızı İspanya’ya götürmeyi denedik ama bunun için erken olduğunu fark ettik, önce daha çok tanınır hale gelmeliydik…
2- 3 sene İspanya’nın ünlü şarkıcı ve gruplarını İspanya dışına ve Türkiye’ye konserlerle taşıdık.. Hevia, Azucar Moreno, Joaquin Cortes gibi ünlü isimler ve ünlü dans toplulukları, Tango Flamenco projesi Türkiye’de ve İspanya’da ismimizi büyütmeye başladı…

Ancak 2005 yılında İspanya’da daha çok bilinir hale gelince, ilk büyük çıkışımız “La Mar De Musicas” oldu… Cartagena'da yapılan İspanya'nın en büyük müzik festivali 'La Mar de Musicas' a projemizi götürdük ve festivalin 11.yılı Türkiye'ye ithaf edildi.

Festivale 100.000’lerce kişi katıldı ve Sezen Aksu’yu, ve tam 13 ünlü ismimizi Pasion turca olarak bu festivale taşıdık.. Burhan Öcal & Trakya All Stars, Erkan Oğur, İstanbul Galata Mevlevihanesi, Mercan Dede & Orient Expressions & Baba Zula, Aynur, Kardeş Türküler, Ömer Faruk Tekbilek, bizim özellikle tüm Ortadoğu’da büyük ilgi gören ve Türkiye’nin yurtdışında en çok satan albümlerine imza atan dans projemiz Harem ardı ardına sahne aldılar…

Festivalde Türk Müziğinin yanı sıra Türk kültürü, mutfağı, sineması ve plastik sanatları da tanıtıldı...T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın da destek verdiği festival ile Türkiye İspanya'da ilk defa kültürel anlamda tüm yönleri ile tanıtılmış oldu… Bu büyük projeden sonra, 2006 yılında Madrid Turizm ve Kültür Müşavirliği’nden, İspanya’da Türkiye’nin tanıtımı için teklif aldık.. Sevgili Cemal Tekkanat’la 3 ay boyunca görüşmeler yaptık… Şimdi Türkiye’nin PR ofisi olmakla gurur duyuyorum..

Bir kaç yıl içinde İspanya’dan Türkiye’ye gelen turist sayısını 92 binlerden 350 binlere taşıdık…Onlarca dergiye İstanbul ve diğer güzelliklerimizi ve Türkiye’mizi kapak yaptık… Bunların hepsi manevi olarak da ülkemizin güzelliklerini duyurabilmek adına büyük haz veriyor..

*Hem müzik işinde hem Türkiye’nin İspanya’daki pr ofisi olarak tanıtım işinizin en önemli parçası, peki sizce turizm için tanıtımın önemi?

Tanıtım elbette önemli, dünyanın yıllardır en çok bilinen markaları hala nasıl reklam veriyorsa, bizim ülkemizin güzelliklerinin değişen nesillere aktarılabiliyor olması lazım..Madrid Turizm ve Kültür Müşavirliği’nin halkla ilişkilerini yürütürken birbirinden farklı projeler ile Türkiye tanıtımlarına hiç ara vermedik…

Türkiye'ye Monica Molina, Pink Martini, Cesaria Evora, Joaquin Cortes, Paco de Lucia, Lara Fabian, Azucar Moreno, Mariza gibi çok sevdiğimiz sanatçıları getirirken, yurtdışında bu isimlerle Türkiye’mizin adını hep yan yana getirmeye çalışıyorduk..

Tüm bunların turizme elbette büyük katkısı var.. İspanya’dan Türkiye’ye uçak seferleri bizden önce en fazla 11 uçuşken, şimdi frekansı 40’larda… Guess'in dünya takvimi çekimleri, Monica Molina albüm kapağı özel çekimleri derken İspanya'da kültürel çıkarma yaptığımız La Mar de Musicas festivali, ünlülerle Türkiye tanıtımı gibi çarpıcı projelere imza atmış ve İspanyol ve Latin dünyasının ünlü isimlerini Lolita’dan, Marta Sanchez’e 30'dan fazla ünlü ismi Kültür bakanlığının katkılarıyla Türkiye'de ağırladık ve imajlarını Türkiye'nin güzellikleri ile birleştirip yazılı ve görsel basında milyonlarca dolar değerinde kapak haberler yaptırdık. Türkiye’ye gelen turist sayısını katlayarak emeklerimizin boşa gitmediğini gösterdik..

Tanıtım için her zaman farklı projelerle ortaya çıktık…Örneğin ünlü modacı David Delfin’i, Kültür Bakanlığı ile birlikte 2007-2008 kış sezonu için tasarladığı kıyafetlerin çekimlerini yapmak üzere Nemrut’a çıkardık..Lolita’yı Bodrum’a getirdik, Rosaria Flores’le Efes’teydik, tüm bunlar parayla ölçülemeyecek tanıtım değerleri…

*Pasion Turca olarak İspanyol sanatçılarla bir Türkiye sempatisi yarattınız, bu bağı nasıl kurdunuz?

Yapmaya çalıştığımız başkalarının Türkiye hakkında konuşmasını sağlamak, bunu başardığımız için çok mutluyum.. Diyelim Martha Sanchez, İspanya’nın Madonna’sı ya da Ajda’sı diyebiliriz ve Martha Sanchez Kapalıçarşı ile ilgili başından geçen bir anısını milyonların seyrettiği bir televizyon şovunda anlattığı zaman olağanüstü bir tanıtım sağlamış oluyor…

Kapalıçarşı’da İspanyol kadınlara Martha diye seslenirlermiş, Martha kendisine de böyle seslenildiği zaman birden İstanbul’da da bu kadar tanındığını düşünerek hayretler içinde kalmış, işin aslını öğrenince kendini gülmekten alamamış, şimdi bunu anlatıyor ve çok ünlü bir İspanyol şarkıcının kendisine ait bir Kapalı çarşı anısına neden olabiliyorsak, bu işi doğru yapıyoruz demektir….

İspanyol şarkıcı Buika’nın ilk Türkiye konserini yayınladıktan sonra ardından albümü Türkiye’de yayınlandı.. Her iki ülke arasında bir köprü olmaya çalışıyoruz.. Monica Molina’yı Türkiye’de bir marka haline getirdik ama sonuçta İspanyolların ünlü dergisi Lecturas’a Türkiye’yi ve İstanbul’u anlatıyordu… Molina’nın albüm kapağında İstanbul Boğazı, Türkiye için müthiş bir tanıtım ve biz bunu sadece burada ağırlayıp hallediyoruz, bu bahsettiğimiz sanatçıların hepsi zaten süitlerde kalan, beş yıldızlı otellere alışmış bir yaşamın içinde, tüm bunları karşılık beklemeden yapıyorlarsa, burada da doğru iletişim kurmayı başarıyoruz anlamına gelir ve kurduğumuz bu sıcak bağdan çok mutluyum…

*İspanya’da yaşıyorsunuz ve Türkiye’nin İspanya’daki tanıtımı için uğraşıyorsunuz, peki orada günlük hayatta Türkiye’ye olan ilgi sizce nasıl?

Getirdiğimiz sanatçıların İspanyol televizyonlarında Türkiye’den bahsetmeleri, dünyaca ünlü dergilerde İstanbul’un Türkiye’nin kapak olması, bize özel monografik sayılar hazırlanması her geçen gün bu ilgiyi yukarıya taşıyor… Önemli olan İspanyolların bizi konuşur hale gelmesini sağlamak.. Bir keresinde aynı hafta sonu, TVE, Tele Madrid, Antenna 3 olmak üzere üç televizyon kanalında birden Türkiye ile ilgili bir televizyon programı ve ayrıca bir reality show olunca La Razor gazetesi Türkiye’den bıktık esprisi yapmıştı…

Türkiye’nin bu kadar çok konuşulur olması çok önemli. İspanya dünyada turist çeken en önemli destinasyonlardan biri ve biz bu ülkenin insanlarını Türkiye’ye çekiyoruz.. Bakanlık destekleriyle tanıtım çalışmalarımız sürecinde ünlü ağırlamaları başlattık ve bu ünlülere hiçbir para ödenmedi. Monica Molina gibi gönüllü elçiler yarattık..
Türkiye’ye gelen İspanyol turist sayısında son üç senede yapılan çalışmalar ile 3 kattan fazla bir artış oldu…

*İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Herkes her şeyi eleştiriyor, bence çok büyük bir tanıtım fırsatı. İstanbul 3 kültür başkentinden biri oluyor. Ne yapsak yetmez… Ancak Akdeniz toplumları son dakikada yumurta kırıyor… Birinin yaptığı güzel iş diğerinin önünü açıyor, birbirimize laf etmek yerine daha güzelini biz yapalım.

Orhan Pamuk’un İstanbul’u İspanya’da 100 bini aştı, şimdi İspanya’da raflarda Elif Şafak’ı görüyorum.. Türkiye’nin edebiyatı vitrinlere çıkıyor… Bizim Harem projemiz bugün dünyanın bir çok yerinde vitrinde, Mercan Dede diğerlerinin önünü açıyor.. Bence bu fırsatta elimizden geleni ardımıza koymayalım… Sonuç olarak dünyaca ünlü dergiler Altair, Lonely planet bizi kapak yaptıklarında bunu bizim paramızla yapmadılar..

Benim istediğim başkaları bize para harcasın, başkaları bizim güzelliklerimizi konuşsun duyursun.. O kadar çok güzelliğimiz var ki, Avrupa’nın bir çok ülkesinden tek başına daha büyük bir İstanbul’umuz var…Sanırım çok dağılıyoruz, odaklanamıyoruz.. Tarihçiler, turizmcilerimiz, ellerinden geleni yapsınlar.. Yüzlerce güzel hikayemiz var, yüzlerce güzel değerimiz var… Kıymetini bilelim, bildirelim…

*İspanya’da 2010 için özel bir projeniz olacak mı?

2010’da fırsat olursa İstanbul tanıtımıyla ilgili bir proje sunduk. İşin içine yine müzisyenlerin girdiği bir tanıtım projesi olacak.. Ben ülkemle ilgili her paylaşımda büyük heyecan duyuyorum. Diyelim Fitur’da fuarda Falete standımıza geldiğinde ve Türkiye hakkında konuşurken, 22 kamera takip ediyordu. Uluslararası ajanslar dahil olmak üzere tüm İspanyol basın ordusuna, İspanya’nın çok ünlü bir sanatçısının Türkiye’yi anlatması kadar güzel bir tanıtım olabilir mi? Üstelik hiçbir maddi beklentisi olmadan..

Sadece Türkiye’de ağırladığımız bu isimlerin ne tatile, ne business class’la uçmaya, ne süite ihtiyaçları var. Zaten bunları çok doğal yaşıyorlarken, biz eğer Rosario’yu Efes’in tepesinde, çalıştırıp, sonra da bu sanatçılardan Türkiye ile ilgili haberler duymaya devam ediyorsak, bu zaten çok kıymetli bir misyon.

Sadece 2010 için değil, Madrid Turizm ve kültür Müşavirliği’ne bağlı olarak , Türkiye’nin pr ofisi olarak çalışırken biz bunu hep yapıyoruz ve yeni projeler, yeni fırsatlar yaratmaya çalışıyoruz..

*Sizce konserler ve kültür sanat projeleri tanıtım için en etkili yollar mı?

Bu projelerin devamında doğal olarak gönüllü elçiler yaratmaya çalışıyoruz ve bunu şimdiye kadar bir çok isimle başardık… Lolita Türkiye standında kameralar karşısına geçip de: Türkiye’nin tanıtımı için para alıp almadığı sorulduğunda, “Paskalya tatilinde Türkiye’ye gitmek istiyorum, bilgi almak için geldim” diye cevap verdiğinde, burada kazandığımız sıcaklığın çok güzel bir geri dönüşü oluyor…

Bizim İspanyol sanatçılarla yaptığımız çalışmaların ulaştığı ülke sayısı da doğal olarak çok sayıda oluyor çünkü İspanyolca 26 ülkede 1. ve 2. lisan… Vitrinde bir İspanyol dergide Türkiye kapak olduğunda Uruguay’dan, Arjantin’e, Honduras’tan, Şili’ye kadar milyonlarca kişiye ulaşıyor..

Örneğin Hola heryerde okunuyor ve bizim Türkiye ile imajını yan yana getirdiğimiz bir sanatçının ve Türkiye’nin haberini herkes almış oluyor…

*Sırada nasıl projeleriniz var?
Şimdiye kadar yaptıklarımızın dışında Karadeniz yaylalarımız, termal sularımız tanıtmamız gereken o kadar çok güzellik var ki. Hepsine emek harcamak gerekiyor.. Müzikle ilgili olarak da büyük bir Loreena McKennitt Akdeniz turnesinden yeni çıktık. İKSV ile İstanbul konserimizden sonra çok güzel birer konser daha Bursa ve Mağusa’da gerçekleştirdik. Kuzey Kıbrıs’ta Gazi Mağusa belediye başkanı Oktay Kayalp şehri bir kültür şehrine dönüştürmüş. Bu süreçte ve Uluslararası Magusa Kültür ve Sanat Festivali’ne biz de şimdiye kadar Cesaria Evora, Bonnie Tyler, Los Vivancos gibi büyük isimleri götürdük…

Ama mesele sadece sanatçı götürmek değil, sanatçıyla şehir arasında bir bağ oluşturmak. Çok büyük sanatçılar getiren çok sayıda organizasyon var ama sanatçı konserini verip apar topar gidiyor. Biz Loreena Mckennitt’i Bursa’ya götürdüğümüzde Karagöz müzesini de beraber gezdik.. Pink Martini ikinci stüdyo albümlerinde İstanbul’dan THY uçağıyla ayrılırken çektirdiği bir fotoğrafı koydu…

Bizim yapmaya çalıştığımız böyle bağlar oluşturmak. Sonuçta Monica Molina albüm kapağına Boğaz’da çektirdiği fotoğrafı koyarken yaşadığımız süreçte büyük bir ekip işi var. Bakanlık ağırlamaları, davetler, izinler,
Ayasofya’da çekimler, Nemrut’ta çekimler bunların hiçbiri elimizi kolumuzu sallayarak olmuyor… Böyle bir bağ oluşturmaya çalışmak hem sanatçıya hem şehre lütuf…

Bizim peşinde olduğumuz bu güzel bağları oluşturmak… Önümüzde Montreal Caz Festivali’nde Jazzing Flamenko ile tam Nouveau Monde sahnesinde 10 gece üst üste gösterimiz var.. Aklımda çocuk projeleri ve bebek projeleri de var.. Yeğenlerim için arkadaşlarımın çocukları için müzik marketlerde güzel albümlere pek rastlayabildiğimi söyleyemem.. Kendi yeğenlerimle beraber iki tane yeğenim, arkadaşlarımın çocukları iki tane Yaz var..
Çok güzel çocuk projeleriyle ortaya çıkmak istiyorum… Yine bizim sanatçılarımızdan yurtdışına götüreceğim bazı isimler var..

Ama kişisel olarak bir hayalim var ki, mutlaka bir Diana Ross konseri yapacağım, kendi paramla aldığım ilk plaklar, kasetler hep Diana Ross’un, mutlaka bir konserine imza atacağım…

Kaynak : Cenk Erdem
Bookmark and Share


SİZİN YORUMLARINIZ

Bu habere henüz bir yorum yapılmadı.

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR



Lina Sastri Özel Röportaj

Sylvie Vartan Röportajı - Cenk Erdem

Müzik Yazanlar Büyüteç Altında - Eray Aytimur

Ciguli’nin Binnaz şarkısını dünyaya tanıtmak istedim

Dedikoduyla gelen “cool”luk - Mert Emcan

Konserlerin tam listesi için Tıklayın ...
  JOLLY JOKER BALANS Haziran Konserleri
  Ajda Pekkan - I Love Bonus Yaz Konserleri
  MARTY FRIEDMAN
  JOLLY JOKER BALANS MAYIS 2011 ETKİNLİKLERİ
  Godskitchen Urban Wave: Armin Van Buuren
  Tricky - Mixed Race Tour
  DJ Hüseyin Karadayı Türkiye Turnesi

Dufy - Well Well Well
(İzlenme : 2561)

Yüksek Sadakat - Live It Up
(İzlenme : 1792)

Fanta Gençlik Festivali // TARKAN ve maNga (3322)

Karayip Korsanları Gizemli Denizlerde Sinemalarda (2821)

Gökhan Keser - Hadi Ordan // Video (2736)

Ünlü 3D Sokak Ressamı Kaldırım Picasso'su İstanbul'da! (2026)

Demet Akalın'dan Yaza Özel Yepyeni Bir Albüm AŞK (1899)

Ayşe Özyılmazel'den Basın Açıklaması (1815)

Candan Erçetin - Aranjman 2011 (1757)

Lady Gaga - Born This Way (1739)

Transformers Ay'ın Karanlık Yüzü // Fragman (1691)

Zülfü Livaneli ve Manga 17 Haziran'da Central Park'ta (1685)


ANASAYFA | MÜZİK HABER | ALBÜMLER | SANATÇI & GRUPLAR | KONSERLER | FRAGMAN | SİNEMA | VİDEO | MASAÜSTLERİ | MEKANLAR | EKRAN KORUYUCULAR | KÜLTÜR SANAT | FİSKOS

[ Üye Ol | Oturum Aç | Giriş Sayfam Yap | Favorilerime Ekle | Reklam | İletişim ]
Telif Hakkı © 2009-2010 365 Gün Müzik. Tüm hakları saklıdır.